4 Mart 2025 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ *288



 Ağaç ev sohbetlerine yazarak katılamasam da çoğunu okumaya çalıştım. Bu hafta da blog sakinlerine bu konu hakkında yazarak katılmak istedim.

Bu haftanın konusu : "Sosyal ağ, medya sitelerinin bireyler ve toplum üzerinde olumsuz etkisi var mıdır?"

  İnternet 1974lü yıllarda keşfediliyor. O zamanlar bu kadar gelişebileceği günümüzde kullanıldığı gibi çok yaygın olacağını öngördüler mi acaba çok merak ediyorum. Şu an hayatımızın her alanında her anımızda yanı başımızda. 

  Kendimden örnek verecek olursam sosyal medya benim için 6. duyu organım gibi bir şey. Sabah gözümü açar açmaz ilk işim instagrama twittera bakmak oluyor. Gün içinde bir kaç saat uzak kalsam hemen eksikliğini hissediyorum. Ve eminim ki çoğu insan da benim bu yaşadıklarımı yaşıyor.

  Toplumsal olarak ahlaki boyutta çok zarar gördüğümüzü düşünüyorum. Bunda sosyal medyanın da payı çok büyük. İnsanların tek tuşla herkes hakkında istediği gibi kötü yorumlar hatta hakarete varan sözlü tacizleri beni bazen dehşete düşürüyor. Bu kadar kötü insanın var olabildiğini bazen aklım almıyor.

  Sosyal medyanın sadece olumsuz özelliklerinden bahsetmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Sosyal sorumluluk projeleri için çok faydalı. Adaletin sağlanamadığı durumlarda sosyal medyadan yapılan kamuoyu ve baskıdan sonra tutuklanan gerekli cezayı alan birçok insan gördük. 

  Yani sosyal medyayı doğru ve faydalı alanlarda kullanabilirsek gerçekten çokta faydasını görürüz. Bu konuda toplumu bilinçlendirme çalışmaları doğru ve etkili kullanımını gösterecek çalışmalar yapılabilinir. Bence bu konu hakkında daha çok şey yazılır ama burada bitirmek istiyorum. İyi okumalar sevgili blog ailem :)

3 Mart 2025 Pazartesi

CLARISSA - STEFAN ZWEİG

 


   
 


    Herkese selamlar. Yepyeni bir kitap yorumu ile geldim. Yıllar önce kuzenim tarafından hediye edilmiş, bir türlü okuma fırsatım olmayan bir romanı okumanın mutluluğunu yaşıyorum. Romanı tam da ihtiyacım olduğu bir anda okumuş olmam da beni ayrıca mutlu ediyor.

   Roman birinci dünya savaşının olduğu yıllara genç bir kadının gözüyle bakmamızı sağlıyor. Asker bir babanın duygularını dışa vuramayan bir kızı Clarissa. Okul yıllarından itibaren yaşadığı zorlu hayatına şahit oluyoruz bu güçlü kadının. Stefan Zweig'in çok hafif anlaması kolay bir o kadar da etkileyici bir anlatımı var. 

   Okurken hiç sıkılmayacağınız bir çırpıda severek okuyacağınız harika bir roman. Bu kitap için en çok üzüldüğüm şey ise Zweig'in bu kitabı tamamlayamamış olması. Kitap Zweig intihar ettikten sonra yayıncısı tarafından ele alınmış. Bu kitabı Stefan Zweig bitirmiş olsaydı eminim başyapıtlar arasında yer alırdı. Maalesef Clarissa'nın hayatı da Zweig'in hayatı gibi yarım kaldı...


"SEVDİĞİM ALINTILAR"


“Seni tanımadan önce neyim vardı: Yapayalnızdım. iki kişi olunca dünyanın üstesinden gelinebilir…”

 "Artık insanları daha çok bana iyi gelip gelmediklerine bakarak değerlendiriyorum."

"Dünyada bir insan için önemli olduğumu bilmek beni mutlu ediyor."

"Çok mutluyum, haklısınız. Ama bu mutlulukla ne yapacağım? Yalnız başıma benim için biraz fazla bu. Ben daha mütevazı mutluluklara alışkınım - çoğu zaman akşamları bir kitabım olur, bir arkadaşım, güzel bir mektubum, biraz da müziğim. Aslında bunlardır benim mutluluk diyebileceğim şeyler. Çoğaldıkları zaman onlarla ne yapacağımı bilemiyorum - başkalarıyla paylaşmak istiyorum. Bunca mutlulukla ne yapacağım?"

"Ama yine de hayat boyunca yediği darbelerin izini taşıyor insan."

"Ama yalnızca sevildiğim zaman yaşayabilirim..."

"Trenin içindeyken bir ev görürsün, şehrin adını bilmezsin, kimseyi tanımazsın ve orada mutlu olabileceğini hissedersin..."

"Varlığınız hemen hiç hissedilmiyor, belki siz de kendinizi yeterince hissetmiyorsunuz."